
Cinsiyetlendirilmiş Mahalle Katmanları: Kadınların Kente Demokratik Katılımını Keşfetmek ve Yeniden Hayal Etmek Projesi
İşbirliği


Destekçi



Nilüferli Kadınların kamusal mekânlarla olan ilişkilerini birlikte tasarlıyoruz.
Başlangıç Noktası
Kentte eşitlikçi ve kapsayıcı bir planlama, kadınların demokratik katılımıyla mümkün olabilir. Ancak bugünün kentsel planlaması, her yurttaşın benzer ihtiyaçları olduğunu varsayıyor ve etnik kimlik, sosyo-ekonomik durum veya istihdama katılım gibi faktörleri göz ardı ediyor. Bu durumun, hassas grupların yaşamlarını kısıtladığını ve kentsel eşitsizlikleri derinleştirdiğini gördük.
Kadınların kentsel deneyimi, özellikle ev içi bakım emeğiyle şekilleniyor ve kentle kurdukları ilişki genellikle eğitim ve istihdam üzerinden görünür hale geliyor. Türkiye'de kadınların eğitime ve işgücüne katılım oranları erkeklere göre daha düşük. Bu, kadınların kentteki hareketliliğinin de daha düşük olmasına neden oluyor. Bu nedenle, ev içi emek veren kadınların kentle nasıl bir ilişki kurduğu ve hangi kamusal alanları kullandığı bizim için önemli bir soru oldu.
Kadınlar hangi kamusal alanlarda rahatça vakit geçirebiliyor? Cinsiyetlendirilmiş Mahalle Katmanları projesinde, Nilüfer'in Konak Mahallesi'nde ev içi emek veren kadınların kentle olan ilişkisini, kamusal mekanlardaki pratiklerini ve bu pratikleri güçlendirmek için yerel yönetimlerin neler yapabileceğini anlamayı amaçladık.
Roof Müdahalesi
Üçüncü Mekân
Ray Oldenberg, Birinci Mekânı "ev ve yaşam alanı", İkinci Mekânı ise "iş ve okul gibi zorunlu olarak bulunulan yerler" olarak tanımlar; Üçüncü Mekân ise bu ikisinin dışında kalan, parklar, kafeler ve sokaklar gibi sosyal etkileşimin gerçekleştiği, kendiliğinden oluşan alanları ifade eder. Bu basit bir kategorizasyon olarak tanımlanabilir. Kadınların kentle kurduğu ilişkiyi anlamak için üçüncü mekânı daha geniş bir perspektiften ve ilişkisellikten doğru bir tanım geliştiren Edward Soja'nın yaklaşımını temel aldık. Soja, üçüncü mekâna daha derinlikli bir perspektiften bakar ve üçüncü mekânları deneyimler ve tahayyüller arasında, dinamik bir yere konumlandırır. Bu okuma, kadınların kentteki varlığını ve hareketliliğini bu bağlamda politik bir zemine kavuşturmamıza ve taktiksel bir eylem olarak görmemize destek oldu.
Projeye Haziran 2024’te başladık ve bu teorik çerçeveyi pratik adımlara dönüştürdük. Nilüferli kadınların ihtiyaçlarını anlamak ve onlarla birlikte çözüm yolları üretmek için katılımcı süreçleri temel alarak üç farklı buluşma tasarladık. Bu metodolojiyle, kadınların halihazırda var olan sosyal pratiklerinden ilham alarak nitelikli katılımı sağlamayı hedefledik.
Mutfaktan Meydana:
İlk buluşmamızı kadınların gündelik hayatta kullandıkları kentsel alanları ve deneyimleri anlamak ve haritalandırmak üzere tasarladık. Klasik bir odak grup toplantısı yerine, ulaşmak istediğimiz kadınların gündelik rutinlerini anlamak için bazı görüşmeler gerçekleştirdik ve kadınların kendi inisiyatifleri ile gerçekleştirdikleri buluşmaların taşıdığı potansiyeli keşfederek, kentsel katılım için bir araç olarak kullanılabileceğini gördük. Kadınların gündelik rutinleri arasına karışarak, kadınlardan kentsel deneyimlerine dair bilgi edinmek için birbirimizle hemzemin olmayı tercih ettik. Bu amaçla, yemek tariflerimizi paylaşıp gruplar halinde farklı yemekleri birlikte pişirebileceğimiz ve bir sofra etrafında deneyimlerimizi paylaşabileceğimiz “Mutfaktan Meydana” konseptini tasarladık. Bir yandan yemekler yaparken bir yandan da “Mahalledeki mekânları hangi amaçla, ne kadar kullanıyoruz? Neden oralara gidiyoruz? Bu kullanım pratiklerimiz kadınların gündelik hayatındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile bir kesişimi var mı?” sorularının cevaplarını tartıştık. Ardından da konuştuklarımızı Konak Mahallesi haritası üzerine işledik.
Konak’ı Yürüyoruz:
İkinci buluşmamızda mahalle yürüyüşü düzenledik ve Mutfaktan Meydana etkinliğinde konuştuğumuz kamusal alanları, mekânları, kadınlar ve uzmanlarla gezdik. Mahallenin sokaklarında, pazar yerinde ve parklarda dolaşarak daha önce konuştuğumuz sorunları yerinde gördük ve derinlemesine anlama fırsatı bulduk. Yürüyüşler, yerel yönetim temsilcileri, muhtar ve mahallede yaşayan kadınlarla diyalog kurmamızı sağladı ve sorunları yerinde değerlendirdik.
Birlikte Kuranlar:
Sürecin son atölyesinde kadınlarla tespit ettiğimiz kamusal alanları baz alarak gündelik kullanım pratiklerini güçlendirecek farklı ölçek ve yönetişim düzleminde dört mekân önerisi üzerine tasarımlar gerçekleştirdik. Atölyedeki mekân önerileri ve yapılar, kadınların süreç içindeki ihtiyaçlarından ortaya çıktı. Dört başlıkta ortaya çıkan fikirler:
Doğa içerisinde yer alan yeşil alan
Spor Merkezi
Küçük ölçekli kamu hizmet yapısı
Büyük ölçekli kamu hizmet yapısı

Roof Etkisi
Bu maketler bize kadınların kente dair taleplerini ve mekânların nasıl daha kapsayıcı hale getirilebileceğine dair vizyonlarını anlattı.
Bu maketler bize neler söylüyor?
Özgür Bahçe
Kadınlar için tasarlanan bu yeşil alan, sıradan parklardan farklı olarak, su, yeşil, spor ve hayvan dostu alanları bir araya getiriyor. Ücretsiz ve herkes için erişilebilir olması amaçlandı.
Hayal Evi
Sadece bir spor salonu değil aynı zamanda çocuk bakım alanı, kütüphane ve yüzme havuzu gibi fonksiyonları barındıran bir merkez. Konutlara yakın ve görsel mahremiyeti gözeten bir tasarımla kadınların hem fiziksel hem de sosyal hayatlarını güçlendirme amaçlandı.
Kafa Atölye
Sanat üretimi, sergiler ve kolektif mutfak sohbetleri gibi işlevleri birleştiren bir mekân. Kadınların sanatsal üretimini kamusallaştırırken doğayla iç içe bir dinlenme ve sosyalleşme alanı sunduğunu düşünüldü.
Kadın Yaşam Merkezi
Spor, kültür ve üretim atölyelerini içeren, tam donanımlı bir kadın mekânı hayal edildi. Dönüştürülebilir binalar, hayvan barınağı ve erişilebilir açık tuvaletler gibi unsurlarla çevresel sürdürülebilirliği ve kadınların kentsel hareketliliği destlendi.

Peki tasarlanan politikalar, mekanlar, maketler yerelde nasıl bir karşılık buldu?
Kamu Diyaloğu Toplantısı
Proje sadece tespit, araştırma ve birlikte tasarım süreci ile sonlanmadı. Maketlerde görünür olan ihtiyaçları ve politika önerilerini uygulanması için kamu diyaloğu toplantısı düzenledik. Doğrudan katılımcı demokrasinin gelişmesi için mahalle muhtarı ve proje katılımcısı kadınlar ile Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri, Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı, Nilüfer Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürü, Nilüfer Belediyesi Dernekler Yerleşkesi Sorumlusu gibi yerel yönetim yetkililerini bir araya getirdik.
Toplumsal cinsiyete duyarlı geliştirdiğimiz kentsel politika önerileri ve kadınların tasarladığı mekânları anlatarak bu çalışmaların nasıl hayata geçeceğine dair tartışmalar yürüttük.
Projenin Geleceği
Kamu diyaloğu toplantısında tartışılan politika önerileri ve mekân tasarımları arasından, yerel yönetimlerle işbirliği yaparak öncelikli bir pilot proje belirledik. Hayata geçirilmesi sürecini yakından takip ederek katılımcı süreçlerin gerçek hayattaki etkilerini ve mekânların kadınların yaşamına nasıl yansıdığını gözlemleyeceğiz. Elde ettiğimiz verilerle projeyi sürekli olarak geliştirecek ve kadınların ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap verecek çözümleri üreteceğiz.
Proje katılımcısı kadınlarla olan bağımızı koparmayarak düzenli aralıklarla hayata geçirdiğimiz mekânda farklı tip buluşmalar düzenleyecek, kadınların kentle kurdukları ilişkiyi güncel tutacağız. Ayrıca, yerel yönetim temsilcileri ve mahalle muhtarları için toplumsal cinsiyete duyarlı planlama konusunda farkındalık ve kapasite geliştirme eğitimleri düzenleyerek bu diyaloğu kalıcı hale getirmeyi hedefliyoruz.
Yaşadığımız yerleri herkes için kapsayıcı hale getirmek, önce birlikte düşünmekten ve kadınların deneyimlerini, hayallerini ve ihtiyaçlarını dinlemekten geçiyor. Sen de bizimle birlikte düşünmek istersen buradayız.
